Davut CEYLAN (Uzm. Psk.)
Bu yazıda oyun parkındaki bazı gözlemlere yer verilecektir. Zira parktaki ebeveynin çocuğuyla ilişkisi, bireyin ileride kuracağı yaşamı hakkında önemli ipuçları sunar.
Oyun parkındaki sahne ilk bakışta keyifli görünse de, dikkatli bir gözlem “helikopter ebeveynlik” kültürünün nasıl işler hâle geldiğini gösteriyor. Çocuğun doğal olarak deneme‑yanılma yoluyla keşfetmesi gereken tırmanma duvarı, kaydırak ve salıncak; yetişkinlerin peş peşe gelen “Sağ ayağını koy, şimdi sol elinle tutun!” komutlarıyla adeta talimatlı bir egzersiz alanına dönüşüyor. Çocuk, kendisine ayrılan oyun süresini ebeveyninin kontrol paneline bağlı bir makine gibi geçiriyor; spontane keşif yerini zihinsel yorgunluğa bırakıyor.
Bu müdahalecilik, yalnızca çocuğun güvenliğini sağlama kaygısından beslenmiyor; parkta birbirini süzen yetişkinlerin “en ilgili, en becerikli ebeveyn” olma yarışının da bir yansıması. Komut yağmurunun altında çocukların bireysel merakı bastırılırken, ebeveynler arasında görünmez bir performans karşılaştırması başlıyor: Kimin çocuğu en hızlı, en doğru tırmanacak? Kimin direktifleri eksiksiz yerine getirilecek? Böylece yapılandırılmamış oyun alanı, rekabetin yapılandırdığı bir sahaya dönüşüyor.
Çocuğun gelişim penceresinden bakıldığında, bu tutumun en önemli bedeli öz‑düzenleme fırsatının yitirilmesi. Kendi kararlarını vererek risk yönetmeyi, motor becerilerini serbestçe deneyimleyerek geliştirmeyi ve sosyal kuralları akran etkileşimi içinde öğrenmeyi beklerken, çocuk adım başı talimat almaya koşullandırılıyor. Sonuçta, hem içsel motivasyonu zayıflıyor hem de “yanımda mutlaka yönlendiren biri olmalı” inancıyla bağımlı bir öğrenme stili pekişiyor.
Ebeveyn cephesinde ise günün sonunda hissedilen yorgunluk yalnızca fiziksel değil; “yeterince iyi ebeveyn olabildim mi?” kaygısıyla beslenen zihinsel tükenmişlik de cabası. Çocuğun doğal oyun ritmini gözetmek yerine her detayı kontrol etmeye çalışmak, ebeveyn-çocuk ilişkisini gergin ve performans odaklı bir forma sokuyor. Oysa birkaç adım geri çekilmek, riskleri makul sınırlar içinde tutarak çocuğun kendi keşiflerine alan açmak hem ebeveynin yükünü hafifletir hem de çocuğun sağlıklı bir otonomi duygusu geliştirmesini destekler. Böylece sahte rekabetin yerini sahici gelişim alır.

Yorum bırakın