Bireyleşme, en basit tanımıyla kişinin iradi karar verme yetisidir. Bu kararın neticesinde de yaptıklarından ve yapmadıklarından tümüyle kendisinin sorumlu olmasıdır. Peki bu kadar kolay ifade edilen bu kavramı anlamak ve hayata aktarabilmek gerçekten kolay mıdır? İnsan için neden önemlidir? Bireysellik ya da özerklik'ten kimseyi takmamayı, kafayı kırıp heveslerinin peşine gitmeyi mi anlamalıyız?
Özerk olmak (her şeyden önce) insan için çok zor bir süreçtir. Bir meyvenin büyümesi gibi aylar yıllar içinde şekillenerek bağımsızlığınızın kendinize karşı kanıtlanmasıdır. Bireyleşme, sorumluluk duygunuzu yaşayan ve yaşamayan her varlığa ve tüm evrene yaygınlaştırarak kendi sorumluluğunuz dahilinde yaptıklarınızın şuuru içerisinde birey olabilme yetisidir. Birey olarak küçücük dünyanızda kendi sınırlarınızı korumak olduğu gibi evrene yön verecek kadar da içinizde bir kutsiyet, içinizde bir coşku, içinizde büyük bir enerji yumağı olmasını gerektirir. Özerklik korkuyla öldürülmemelidir ve esaretle korkutulmamalıdır. Özerklik ölümle tehdit edilmemelidir. Özerklik ölümden de güzeldir, esaretten de güzeldir, bedel ödemekten de güzeldir çünkü insanın varlık ve varoluşu buna bağlıdır. Onun dışında siz siz olmaktan çıkarsınız varlığınız yok olur, hiçlesirsiniz. Köle bir hayat sürerseniz. Kölelik yada var olmama da tercih edilebilir. İstediğim şeyi yapmak, istediğim hayatı kurgulamak, istediğim düşünceyi özgürce düşünebilme yetisini yaşamak istiyorum. bu sorumsuzluk ve bencillik değildir.
Birey olma yetileriniz ketlenmiş ise cemaat tipi bir toplum olmanın getirmiş olduğu örüntüler ve sosyoekonomik dinamiklerle kendiniz karar alamıyorsaniz sorumlu değilsiniz. Sorumlu olmayanlar insan olmayanlardir. Üzerimizde o kadar çok gölgeler, vicdan yapılarak esir edilen yapılar, ipotekli alanlar ve inanç sistemleri vardır. Bunlar bizi esir eder. Bunlardan arınıp özgürleşmek çok zordur. İnsan olmanın ilk basamağı iradi karar verme yetinizin sizde olduğuna inanmaktır. Bu da özerk olmaya bağlıdır. En sonunda kimseye dayanmadan karar alabilecek bir özerklikte olabilmektedir.
Tam tersi evrenin içinde var oluşunuzun diğer etmenlere bağlı olduğunu ve sorumluluk dairesi içinde yaşaması gerektiğini düşünüyorum. Bu durumda cemaat tipi toplumla cemiyet tipi toplum ayrılma ve bireyleşme süreçleriyle bencillik ve hedonizm arasındaki çizgileri ayırmamız gerekiyor. Bunlar da mutlak değil. Hepsi kabullerden ibarettir. Hedonist bir insan da olabilirsiniz ve öylece yaşar gidersiniz. Ama düşünce dünyamızda kendimizi var etme şekli bireysel sorumluluğumuz, karar alabilme yetimiz, karşımızda ölüm bile olsa dik durabilme becerimiz beni var eden güzel bir şey olarak deneyimliyorum. Özerkleşmeden bunu anlamak mümkündür.

Yorum bırakın