Miligram deneyi, sosyal psikolog Stanley Milgram tarafından 1960’ların başında Nazi subaylarının mahkemelerde “ben sadece görevimi yaptım” cümlesinden yola çıkarak tasarlanmış ünlü bir psikoloji deneyidir. Bu deney, otorite figürlerinin bireyler üzerindeki etkisini ve insanların otoriteye olan itaatinin sınırlarını araştırmak amacıyla tasarlanmıştır. katılımcılar öğretmen ve öğrenci olarak 2 gruba ayrılır.
Deneyin temelinde, katılımcılardan bir ‘öğretmen’ rolünü üstlenmeleri ve yanlış yanıt verdiklerinde bir ‘öğrenciye’ (aslında bir aktör) elektrik şoku vermekten sorumlu oldukları bir öğrenme görevi bulunur. ‘Öğretmen’e, ‘öğrenci’nin yanlış cevap vermesi halinde şokun şiddetini artırması talimatı verilir. Aslında hiçbir elektrik şoku uygulanmamaktadır, ancak ‘öğretmen’ bu durumdan haberdar değildir. öğrenci yanlış cevaptan sonra gelen her elektrik şokunda sahte çığlıklar atar ve öğretmen cam arkasından bunu izler. Tamamen normal insanlardan oluşan bu kişilerin yüzde 65 i, her seferinde elektrik voltajını artırır ve 450 volta kadar bu şokları uygular.
Milgram’ın bulguları, katılımcıların büyük bir çoğunluğunun, kendilerini rahatsız hissetmelerine rağmen, deneyi yöneten otorite figürünün ısrarla devam etmelerini istemesi üzerine en yüksek şok düzeyine kadar gitmeye istekli olduklarını göstermiştir. Deney, OTORİTEYE İTAAT konusunda toplumun anlayışını derinden etkilemiş ve etik, hukuk ve liderlik üzerine tartışmaları tetiklemiştir. Bu deney, aynı zamanda psikoloji deneylerinde etik standartların geliştirilmesine de katkıda bulunmuştur.
Milgram deneyinden çıkarılabilecek temel sonuçlar şu şekilde sıralanabilir:
- Otorite İtaati: İnsanlar, otorite olarak algıladıkları kişilere karşı yüksek düzeyde itaat gösterebilirler, hatta bu itaat kendi etik değerleriyle çelişse bile.
- Sorumluluk Hissi: Bireyler, verilen emirlerin sonuçlarından kendilerini sorumlu hissetmeyebilirler eğer sorumluluğu bir otorite figürüne atfetme imkanı varsa. Deneyde katılımcılar, olumsuz sonuçların sorumluluğunu deneyi yöneten kişiye yüklemişlerdir.
- Normlar ve Davranışlar: Toplumsal normlar ve beklenen davranışlar, bireylerin kendi içsel ahlaki değerlerine aykırı davranmalarına yol açabilir. Deney, bireylerin otorite figürlerinin beklentilerine uymak için nasıl kendi değerlerinden ödün verebileceklerini göstermiştir.
- Baskıya Direnç: Deney, insanların baskıya direnme kapasitesinin sınırlı olduğunu ve çoğu insanın yüksek stres altında otoriteye karşı gelmekten kaçınma eğiliminde olduğunu ortaya koymuştur.
- Empati ve Uzaklaştırma: Fiziksel veya duygusal olarak uzaklaştırma (deneyde ‘öğretmen’ ve ‘öğrenci’ arasındaki duvar gibi), insanların başkalarına zarar verme eğilimlerini artırabilir. Katılımcılar, ‘öğrenci’nin acı çektiğini görmüyorlarsa daha fazla şok uygulamaya daha istekli olmuşlardır.
- Etik Düşünceler: Deney, psikolojik araştırmalarda katılımcı koruma önlemlerinin önemini vurgulamıştır. Bu, araştırma etiği kurallarının ve denetimlerinin sıkılaştırılmasına yol açmıştır.
Bu sonuçlar, Milgram’ın çalışmasının insan davranışı üzerine derinlemesine düşünmemizi sağlayan zengin ve çok katmanlı bir deney olduğunu gösterir.

Yorum bırakın