Sosyal Medya İyi Bir Şey mi?

Davut CEYLAN (Uzman psk.)

Bu sorunun, “iyi değil de alışkanlık işte, can sıkıntısında girip vakit geçiriyoruz.” şeklinde bilinçaltı bir cevabı vardır. Ya da mahalleye girip çıkanı camdan izleyen yaşlı teyzeler gibi kim, nerde ne yapıyo, merakıyla bu mecralarda dolanilmaktadir.

Eskinin güvercin, tellal, mektup, telgraf gibi posta araçlarının yerini daha modern teknikler aldığı gibi; köy odaları, kahvehane, kiraathanenin yerini alan sosyal medya platformları; genellikle zararlı ve uzak durulması gereken mecralar olarak değerlendirilmektedir. Peki bu alanlar manipülatif haberlerle insanları yönlendiren, tüketim ve haz odaklı bir yaşamı dayatan, yalan ve hilenin kol gezdiği birer çöplük müdür? Yoksa insanların hayatlarını kolaylaştıran,  sosyal bağlarını güçlendiren, dezavantajlı kesimlerin kendilerini ifade edebilmelerine fırsat tanıyan mecralar mıdır? Sosyal medya gerçekten topluma ve bireye zararlı mı, yoksa doğru kullanıldığında mucizevi bir gücü mü var?

Bu sorunun cevabını aşağıdaki başlıklar ekseninde arayalım.

1. Tüketim Kültürünün Tuzağı

Sosyal medya platformları, algoritmalar sayesinde insanların zevklerini, ilgi alanlarını ve tüketim alışkanlıklarını gözlemleyerek onların önüne sürekli olarak reklamlar sunuyor. Bu reklamlar yalnızca bir ürünü tanıtmakla kalmıyor, aynı zamanda insanlara belirli bir yaşam tarzını dayatıyor. Örneğin, Instagram’da gezerken karşınıza çıkan “influencer”ların mükemmel hayatları, markalı kıyafetler, lüks tatiller ve kusursuz yaşamlar, bireylerde “Benim neden böyle bir hayatım yok?” gibi olumsuz düşüncelere yol açabiliyor. Bu, bireyin kendini yetersiz hissetmesine, daha fazla tüketmeye yönelmesine ve hayatını haz peşinde koşan bir yaşama dönüştürmesine neden olabiliyor. Yani sosyal medya, yüzeysel bir mutluluk arayışını körükleyerek insanların kendi hayatlarından yabancılaşmalarına yol açabiliyor.

2. Gerçeklerin Gölgesinde Manipülasyon

Ana akım medya ya da sosyal medya, insanlara kendi doğrularını dayatabilecek bir güce sahip. Örneğin, haber kanalları ya da popüler sosyal medya hesapları, belirli konuları öne çıkararak toplumda kutuplaşma yaratabiliyor. Günümüzde birçok insan, doğru bilgiyi ayırt etme konusunda zorlanıyor ve bu da medyanın bireyler üzerindeki etkisini artırıyor. Medyanın sunduğu bu bilgi bombardımanı, bazen insanları sersemleterek gerçeklikten kopmalarına neden olabiliyor. Sonuç olarak, medya araçları toplum üzerinde büyük bir manipülasyon gücüne sahip ve bilinçsiz bir şekilde tüketildiğinde zararlı hale gelebiliyor.

3. Sosyal Medyanın Fırsat Eşitliği Sağlayan Gücü

Sosyal medyanın belki de en olumlu yanı, sesini duyuramayan birçok insan için bir platform sunmasıdır. Dezavantajlı bireyler veya toplumun geri planda kalan üyeleri, sosyal medya aracılığıyla becerilerini, düşüncelerini ve yeteneklerini ortaya koyabiliyor. Örneğin, ekonomik gücü olmayan bir sanatçı, eserlerini sosyal medyada paylaşarak büyük bir kitleye ulaşabiliyor. Ya da engelli bireyler, deneyimlerini anlatarak toplumu bilinçlendirip farkındalık yaratabiliyor. Sosyal medya, geleneksel medyanın dayattığı kalıplara uymayan bireyler için görünürlük ve değer kazandırma açısından eşsiz bir fırsat yaratıyor.

4. Toplumsal Bilinçlenme ve Haksızlıkların Önlenmesi
Sosyal medya, toplumsal duyarlılık ve farkındalığın yayılmasında da etkili bir rol oynuyor. Birçok sosyal adaletsizlik, şiddet veya haksızlık, sosyal medya üzerinden geniş kitlelere duyurularak kamuoyu oluşturulabiliyor. Bu tür bir gücün, toplumda potansiyel kötülüklerin önlenmesi veya bir sorun hakkında farkındalık yaratılması açısından önemli bir etkisi var. Örneğin, çevre kirliliği veya çocuk hakları ihlalleri gibi konular, sosyal medya kampanyaları sayesinde geniş kitlelerin dikkatini çekerek çözüm sürecinde aktif rol oynuyor. Sosyal medya, bu anlamda, bir hak arayışının ya da toplumsal duyarlılık oluşturmanın en hızlı yollarından biri haline geliyor.

5. Yalnızlık ve Değersizlik Duygusuna Karşı Bir Kalkan

Günümüzde birçok insan, yalnızlık ve değersizlik duygularıyla baş etmeye çalışıyor. Sosyal medya, ilgi alanlarına veya yeteneklerine göre insanları bir araya getirerek bir aidiyet hissi yaratıyor. Online topluluklar, insanları ortak bir amaç etrafında buluşturuyor, böylece yalnızlık ve çaresizlik duygularını hafifletebiliyor. Örneğin, sanatla ilgilenen gençler, kendilerine özel bir sanat topluluğu içinde buluşup fikir alışverişinde bulunabiliyor. Sosyal medya, bireylerin kendilerini değerli hissetmeleri için fırsatlar sunarak psikolojik olarak destekleyici bir işlev görüyor.

Sonuç olarak: Sosyal Medyanın Gücünü Kullanma biçimi bizim elimizde.

Sosyal medya ve ana akım medya, doğru bir bakış açısıyla kullanıldığında topluma büyük katkılar sağlayabilecek bir güce sahiptir. Medyanın manipülatif etkilerine karşı bilinçli bir tutum benimsemek, tüketim tuzaklarına düşmemek ve bu mecraları pozitif alanlara yönlendirmek bizim elimizde. Toplumda farkındalık yaratan, dezavantajlı bireylerin seslerini duyuran ve psikolojik destek sağlayan bu araçları, sağlıklı bir toplum inşa etme yolunda kullanabiliriz.

Yorum bırakın